|
Ekin Sanaç synth, klavyeler, vokal ve ritimlerde, Berna Göl bas, vokal ve ritimlerde. Müzikleri için myspace sayfalarına yada kim ki o sitesine bakabilirsiniz.
İşte Genç sitesindeki röportaj:
Kim ki o?
Bir süredir orada burada dinlediğimiz, dinlemesek de haklarında bir şeyler duyduğumuz “Kim ki o”yu konuk ediyoruz. Amacımız, Bant dergisi editörlerinden Ekin Sanaç ve Berna Göl’ün, ünü pek meşhur internet uğrağımız Pitchfork’a kadar ulaşmış synth-pop grubunu sizlerle tanıştırmak.
Grup kurmak nereden aklınıza geldi? Kuruluş aşamasından bahseder misiniz?
Ekin: Biz Berna'yla 12 yaşından beri yakın arkadaşız, ortaokuldan. O zamanlardan beri bir grup olayı var, sürekli Kadıköy'de bir takım stüdyolara gitmeler falan. Müzikle çok alakalı olduğumuz için... Berna: Arkadaşlığımız da büyük ölçüde müzik üzerinden kurulmuştu. O zamanki en büyük başlık hep "şunu dinleyelim", "ay bu da var" olduğu için... E: O zaman bir asilik durumu vardı B: Evet, o kontenjandan arkadaştık. Sonrasında zaten o kadar yoğun müzik dinlediğin için bir şekilde müzik yapmakla ilgili duyguya da uzak olmuyorsun. Öyleydi ama çok ciddi bir şey de yoktu gerçi o zamanlar. E: O zamanlardan beri Berna'nın bir bas hevesi - hevesi değil de - Berna'nın o zamanlardan beri bir bası vardı. Ben de bundan dört beş sene önce bir synthesizer bulmuştum şansa. Daha öncesinde gitarım ve komik bir klavyem vardı. Berna'nın lise yıllarında esas Lodown diye bir grubu vardı. Orada aktif olarak bas çalıyordu. Pek çok konser verdiler... B: Lodown’la kendi bestelerimizi çalıyorduk. O zaman için ilginç bir durumdu. Müzik aslında punk değildi, ama hep punk gruplarıyla konser veriyorduk. Sonra o grup bir sene sürdü ve bitti. Biz Ekin'le fazla görüşemiyorduk, görüşmüyorduk bir şekilde ve araya bayağı yıl girdi. Ama geçen sene bozuldu, daha doğrusu düzeldi bu durum. E: Bir gün karşılaştık, yeniden telefonlar alındı... Berna'nın da çok ciddi bir şekilde müzik yapmadığını biliyordum. Onun da bir grubu vardı, benim de bir grubum vardı o sıralar, ama sadece 'vardı'. Berna'yla karşılaştıktan sonra aklıma Berna'yla grup kurmak geldi. Çünkü karşılaştığımızda özlediğimizi fark etmiştik birbirimizi. Sonra telefonlaştık. Haydi stüdyo'ya gidelim, 'kız kıza’ grubumuz olsun diye. Konuşma buydu, 'kız grubu' diye. B: Davulcu aradık, ama sonra bir anda 'kız grubu' kuralım derken cidden 'kız grubu' olduk. E: Neticede birkaç kez stüdyoya girdik ve hiçbir şey yoktu kafamızda. Zaten iki kişi olduğumuz için, ritim olması gerekiyor müzikte diye ilk başta bas ve synth olarak bir şeyler çalıyorduk ama çok sıkıldık. Ritim yoktu çünkü, garip oldu. Berna davula geçti hayatında ilk defa olmak üzere. Sonra böyle de olmadığını anladık. Ama iki stüdyo falan sürdü tüm bunlar. Bir yandan birbirimizle yakaladığımız uyumu da düşünerek, iki kişi kalmaya karar verdik.
“Kim ki o” adına nasıl karar verdiniz?
B: Henüz ilk stüdyolardayken, hala ben davul çalıyordum, Ekin de synth'in başındaydı. Bir şekilde vokal yapmaya çalıştık, tabii ki sözler İngilizce çıkıyor. Sonra hadi Türkçe yapalım diye zorladık. Sonra Türkçenin ne kadar zor ve uygunsuz olduğunu fark ettik. Bir şekilde hoşumuza gitmesi için Türkçe cümle kurmamalıydık. Kopuk kopuk, tek heceli, tekrarlanabilir şeyler söylemeye başladık. “Kim ki o” da bu sırada ortaya çıkan bir sözdü. Ve sonra şarkı sözü yerine grubun ismi için güzel olabileceğine karar verdik.
Röportajın devamı için http://www.istegenc.com.tr/content/muzik/article.asp?lngArticleID=4097.
|